Ciddi, ağır bir inek olmak istiyorum.
Aklımı toparlayabilsem olacağım da.
Nasıl akıl toplanır bilen varmı?
Ya da biri benim için toplayabilir mi lütfen?
Siyah Gözlük
Güneş gözlüğü değil.
Perşembe
Sümük
Öyle beter bir şey ki.
Nefes alabilmek için düzenli bir şekilde beynimi sümkürmem gerekiyor.
Artık canım sıkıldı.
Okulu asmak bile bu sümükle monoton hale geldi.
Her sabah kalk, sümkür.
Nefes alabilmek için düzenli bir şekilde beynimi sümkürmem gerekiyor.
Artık canım sıkıldı.
Okulu asmak bile bu sümükle monoton hale geldi.
Her sabah kalk, sümkür.
Limon Kolonyası
Sabah uyandığımda Eyüp Sabri Tunceeer diye şarkı söylüyordum.
Rüyamda ne gördüm, bilmiyorum.
Rüyamda ne gördüm, bilmiyorum.
Cumartesi
(Bu bir kahvaltı masasında geçiyor. Üstünde oturmuyoruz, normal insanlar gibi sandalye üzerindeyiz.)
Anne: Maps şu edebiyat hocasının dediğini babana anlatsana.
Maps: Ha, onu mu? Şey, hani bizim grup münazara da yenilmişti ya, işte sonra edebiyatçı dedi ki izleyen sınıflardan biri haksızlık oldu demiş. Üçüncü çıkan kız çok iyiydi, nasıl kendine güvenliydi demişler. Öyle bir şey işte. Yani iltifat etti... Üçüncü kız benim.
Baba başını sallar ve bal yer.
Anne: Kızımızla öğretmeni gurur duyuyormuş... Ay! Bir şey desene!
Baba: Tüylerim diken diken oldu. Gururdan.
Maps: Sağol.
Anne: Maps şu edebiyat hocasının dediğini babana anlatsana.
Maps: Ha, onu mu? Şey, hani bizim grup münazara da yenilmişti ya, işte sonra edebiyatçı dedi ki izleyen sınıflardan biri haksızlık oldu demiş. Üçüncü çıkan kız çok iyiydi, nasıl kendine güvenliydi demişler. Öyle bir şey işte. Yani iltifat etti... Üçüncü kız benim.
Baba başını sallar ve bal yer.
Anne: Kızımızla öğretmeni gurur duyuyormuş... Ay! Bir şey desene!
Baba: Tüylerim diken diken oldu. Gururdan.
Maps: Sağol.
Perşembe
Türkçe ve Fransızca
Tonlamayla cümlenin anlamını değiştirmenin mümkün olduğu iki dil varmış: Türkçe ve Fransızca.
Şimdi ben ne dedim? Şöyle:
-Gerçekten mi? (inanamama durumunda, şaşkın)
-Gerçekten mi? (hadi be anlamında, yemezler anlamında)
Ya da...
-Eminim. (hıı, ben de inan(ma)dım, külahıma anlat anlamında)
-Eminim. (Gerçekten emin olma durumu var bir de. Bunu daha az kullanıyoruz.)
(Not: "Aman çok zekisin" gibi kinayeli-alaycı-sarkastik denen şeylerden bahsetmiyorum. Onlar her dilde var. Bu başka bir şey.)
Şimdi ben ne dedim? Şöyle:
-Gerçekten mi? (inanamama durumunda, şaşkın)
-Gerçekten mi? (hadi be anlamında, yemezler anlamında)
Ya da...
-Eminim. (hıı, ben de inan(ma)dım, külahıma anlat anlamında)
-Eminim. (Gerçekten emin olma durumu var bir de. Bunu daha az kullanıyoruz.)
(Not: "Aman çok zekisin" gibi kinayeli-alaycı-sarkastik denen şeylerden bahsetmiyorum. Onlar her dilde var. Bu başka bir şey.)
Su
Maps: Sular yok ve yemekleri nasıl yaptığını bilmiyorum teyze. Yine de sana güvendiğim için hepsini yedim. Eline sağlık...
Teyze: Su gerekmiyordu ki yaptığım yemekler için.
Maps: ELİNİ YIKAMAK İÇİN DE Mİ GEREKMİYORDU HEAĞ?!
Anne kopar.
Teyze: Su gerekmiyordu ki yaptığım yemekler için.
Maps: ELİNİ YIKAMAK İÇİN DE Mİ GEREKMİYORDU HEAĞ?!
Anne kopar.
Cumartesi
Koro
Sopranoyum demiştim de "bu kazık sesle, sen mi?" demişlerdi.
Kimse bana inanmamıştı.
Böyle de kapak olsun.
Melekler gibi sesim var.
Kimse bana inanmamıştı.
Böyle de kapak olsun.
Melekler gibi sesim var.
Cuma
Akla Takılan Fıkra
Bu da ilginç bir olaydır, dün yaşadım.
Aklıma bir fıkra geldi. Ama parça parça geldi.
İlk okulda duyup deli gibi gülmüştüm.
Zaten genellikle gülerim saçma şeylere. (Yakın zamanda şiir de okumadım ama ne bu düşük cümleler?)
Neyse, şöyleydi: Bir şef varmış. Adı Tali'ymiş. Şeftali oluyor işte. (Hehehe) Sonra bir de bunun peltek karısı mı ne varmış. R'leri söyleyemiyormuş. Şeftali yok ben kayısıyım mı ne demiş. Öyle bir şeyler işte.
Dünden beri tamamlamaya çalışıyorum bu saçma şeyi.
Sadece şeftali ve kayısıdan yola çıkarak buralara kadar geldim.
Aferim bana.
Hem de çok aferim.
Aklıma bir fıkra geldi. Ama parça parça geldi.
İlk okulda duyup deli gibi gülmüştüm.
Zaten genellikle gülerim saçma şeylere. (Yakın zamanda şiir de okumadım ama ne bu düşük cümleler?)
Neyse, şöyleydi: Bir şef varmış. Adı Tali'ymiş. Şeftali oluyor işte. (Hehehe) Sonra bir de bunun peltek karısı mı ne varmış. R'leri söyleyemiyormuş. Şeftali yok ben kayısıyım mı ne demiş. Öyle bir şeyler işte.
Dünden beri tamamlamaya çalışıyorum bu saçma şeyi.
Sadece şeftali ve kayısıdan yola çıkarak buralara kadar geldim.
Aferim bana.
Hem de çok aferim.
Cumartesi
Pazar
Böyle çarşı-pazar gibi yerlerde bağıran adamlarla göz iletişimi kuruyorum.
Boş-boş bakınca susuyorlar.
Birisi inatla beni "ağabey!" diyerek kendi tezgahına çekmeye çalıştı.
Umarım babama falan demiştir de ben yanlış anlamışımdır.
Terbiyesiz!
Bir dahakine çok pis bakıp beynini patlatacağım.
Bari abla de ya...
Boş-boş bakınca susuyorlar.
Birisi inatla beni "ağabey!" diyerek kendi tezgahına çekmeye çalıştı.
Umarım babama falan demiştir de ben yanlış anlamışımdır.
Terbiyesiz!
Bir dahakine çok pis bakıp beynini patlatacağım.
Bari abla de ya...
Cuma
Elektrik Kesintisi
Çok fenaydı. Bir an için tüm yaşamsal faaliyetlerimin durduğunu hissettim. Elektrik mi kesildi, ben mi kesildim bilemedim. Evin içinde dolaşmam da şöyle oldu:
Sonra sınava da çalışamadım çünkü mumla oynuyordum. Elime döktüm yanlışlıkla falan...
Küçükken severdim aslında elektrik kesintisini. Mum ışığının gölgeleri, annemin ve babamın anıları... Peh!
Sonra sınava da çalışamadım çünkü mumla oynuyordum. Elime döktüm yanlışlıkla falan...
Küçükken severdim aslında elektrik kesintisini. Mum ışığının gölgeleri, annemin ve babamın anıları... Peh!
Perşembe
Diş
Dün annem ve babam kardeşimin dişini zorla çektiler. Kardeşim de onlara küsmeye karar verdi ve gün boyunca ev içinde geçen diyaloglar şu şekildeydi:
- Anneee- ay Filanca Hanım diyecektim. Babama diyecek misiniz benim PSP'me oyun yüklemesi gerektiğini?
- Filanca Bey, olmuyor ki böyle. Bana gelince Filanca Hanım, babaya gelince baba. Cık cık.
- Tamam işte ya, Filanca Bey'e söyleyin...
(Evet, ailedeki herkesin adı Filanca.)
- Anneee- ay Filanca Hanım diyecektim. Babama diyecek misiniz benim PSP'me oyun yüklemesi gerektiğini?
- Filanca Bey, olmuyor ki böyle. Bana gelince Filanca Hanım, babaya gelince baba. Cık cık.
- Tamam işte ya, Filanca Bey'e söyleyin...
(Evet, ailedeki herkesin adı Filanca.)
Çarşamba
Cumartesi
Sabah
Annem saat bir oldu diyorsa, saat daha on iki bile olmamıştır.
Her cumartesi aynı şeyi yaşadığımdan biliyorum yani.
Her cumartesi aynı şeyi yaşadığımdan biliyorum yani.
Artık Bitsin
Arka sokaklar hala devam ediyormuş.
Öğrenince şaşkınlıktan komaya girecektim.
Çok deli şaşırdım yani.
O ilk oynadığında ben daha kundaktaydım falan...
Öğrenince şaşkınlıktan komaya girecektim.
Çok deli şaşırdım yani.
O ilk oynadığında ben daha kundaktaydım falan...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
