Cumartesi

Koro

Sopranoyum demiştim de "bu kazık sesle, sen mi?" demişlerdi.
Kimse bana inanmamıştı.
Böyle de kapak olsun.
Melekler gibi sesim var.

Cuma

Akla Takılan Fıkra

Bu da ilginç bir olaydır, dün yaşadım.
Aklıma bir fıkra geldi. Ama parça parça geldi.
İlk okulda duyup deli gibi gülmüştüm.
Zaten genellikle gülerim saçma şeylere. (Yakın zamanda şiir de okumadım ama ne bu düşük cümleler?)
Neyse, şöyleydi: Bir şef varmış. Adı Tali'ymiş. Şeftali oluyor işte. (Hehehe) Sonra bir de bunun peltek karısı mı ne varmış. R'leri söyleyemiyormuş. Şeftali yok ben kayısıyım mı ne demiş. Öyle bir şeyler işte.
Dünden beri tamamlamaya çalışıyorum bu saçma şeyi.
Sadece şeftali ve kayısıdan yola çıkarak buralara kadar geldim.
Aferim bana.
Hem de çok aferim.

Blog

Ne olmuş sana kardeş?
Patlamak gibi olmuşsun yani.
Bilemedim.

Cumartesi

Pazar

Böyle çarşı-pazar gibi yerlerde bağıran adamlarla göz iletişimi kuruyorum.
Boş-boş bakınca susuyorlar.
Birisi inatla beni "ağabey!" diyerek kendi tezgahına çekmeye çalıştı.
Umarım babama falan demiştir de ben yanlış anlamışımdır.
Terbiyesiz!
Bir dahakine çok pis bakıp beynini patlatacağım.

Bari abla de ya...

Cuma

Elektrik Kesintisi

Çok fenaydı. Bir an için tüm yaşamsal faaliyetlerimin durduğunu hissettim. Elektrik mi kesildi, ben mi kesildim bilemedim. Evin içinde dolaşmam da şöyle oldu:

Sonra sınava da çalışamadım çünkü mumla oynuyordum. Elime döktüm yanlışlıkla falan...



Küçükken severdim aslında elektrik kesintisini. Mum ışığının gölgeleri, annemin ve babamın anıları... Peh!

Perşembe

Diş

Dün annem ve babam kardeşimin dişini zorla çektiler. Kardeşim de onlara küsmeye karar verdi ve gün boyunca ev içinde geçen diyaloglar şu şekildeydi:

- Anneee- ay Filanca Hanım diyecektim. Babama diyecek misiniz benim PSP'me oyun yüklemesi gerektiğini?
- Filanca Bey, olmuyor ki böyle. Bana gelince Filanca Hanım, babaya gelince baba. Cık cık.
- Tamam işte ya, Filanca Bey'e söyleyin...

(Evet, ailedeki herkesin adı Filanca.)