Çarşamba

Cam Buğusu

Eskiden camın buğulanmasını severdim. Resim çizerdim. Yine buğulanırsa daha çok sevinirdim. Bu sefer daha güzel çizerdim.

Artık sevmiyorum. Görüşümü engelliyorlar. Yine siliyorum, yine görüşümü engelliyorlar. Hem soğuk, elim üşüyor.

Pazar

Küçüklük Olayları

Ben küçükken haberlerde motosikletinden uçan bir adam gösterilmişti. Ben de o heyecanla "Oooo, gebermiştir ki o." demiştim. Annem kızmıştı "Ne biçim konuşuyorsun?" diye. Sonra çok utanmıştım. Hala gebermek kelimesini sesli bir şekilde söylemem yani.

Servisçi 3

Yani, bir servisçi anılarıma başladım mı bitmez. Çünkü çoğu çılgın oluyor. Gıcık bir tane vardı, araba sürerken gitar çalmaya çalışmıştı ama onu geçiyorum. Hiç sevmezdim zaten.
Bu seneki pek iyi. Her sabah günaydınlaşıyoruz.
(Dikkat: HER SABAH)

Servisçi 2

Sonra bir keresinde de ergenlik dönemini çok olumlu atlatamadığı her halinden belli, genç ve saldırgan bir şoförümüz vardı.
Yanında levye falan taşıyordu, kapı açık gidiyordu.
Çok havalıydı aslında.
Ama annemler şikayet edip attırmışlardı.

Servisçi

Bizim birkaç yıl önceki servis şoförümüz çok muazzam (bu kelimeden de nefret ederim bu arada) giderdi.
Öyle ki, durmak ile gitmek arasındaki ince çizgide ilerlerdik.
Bir de servisin sesi...
Tarrrrrrr-tarrrr-TAAAAAAR!

Cuma

Lokum

Hiç sevmem var ya. Böyle tatil yerlerinde falan da görüyorum, almanlar kutu kutu törkiş dilayt alıyorlar. Kendimi hain hissediyorum falan. Ama lokumla da ülke kurtulmaz ki. Neyse. Sevmiyorum kısaca.

HafılPafıl

Şimdi Heri Potır izlemeyen-okumayan biri olarak arkadaşlarım arasında bayağıca aşağılandım ve öksüz hissettirildim. Ve ikinci kez yeter artık diyorum. Bana başuna Ravenclaw diyorlar. Ben hiç kimsenin istemediği HafılPafıl'lıyım işte.

Bu olaydan sonra duygusala bağlanılır.


Not: Harry Potter izlemeyen bir ben mi varım diye derin düşüncelere dalıyorum bazen. Bir tek Ateş kadehi midir, nedir; onu izledim. Onda da Cedric'ciğim var diye.

Işık

Öylesine günlerden birinde, Maps odasında kitap okurken annesinin sesini duyar:
-Maaaağğğps!
Maps heyecanlanarak yetmiş beş yüz kilometre yol gider ve oturma odasına ulaşır.
-Efendim anne?
-Işığı aç.

-Yeter artık.

Dede

Tuvaletimizde belediye reisi varmış, dedem öyle diyor.
Ben de saf saf "ışıklar kapalı ama" diyorum.
İnce espri, ondan anlayamadım herhalde.

Ve koca bir haftayı anneannesi-dedesiyle geçiren Maps ermeye yetmiş beş adım birden yaklaşır.