(Bu bir kahvaltı masasında geçiyor. Üstünde oturmuyoruz, normal insanlar gibi sandalye üzerindeyiz.)
Anne: Maps şu edebiyat hocasının dediğini babana anlatsana.
Maps: Ha, onu mu? Şey, hani bizim grup münazara da yenilmişti ya, işte sonra edebiyatçı dedi ki izleyen sınıflardan biri haksızlık oldu demiş. Üçüncü çıkan kız çok iyiydi, nasıl kendine güvenliydi demişler. Öyle bir şey işte. Yani iltifat etti... Üçüncü kız benim.
Baba başını sallar ve bal yer.
Anne: Kızımızla öğretmeni gurur duyuyormuş... Ay! Bir şey desene!
Baba: Tüylerim diken diken oldu. Gururdan.
Maps: Sağol.
Cumartesi
Perşembe
Türkçe ve Fransızca
Tonlamayla cümlenin anlamını değiştirmenin mümkün olduğu iki dil varmış: Türkçe ve Fransızca.
Şimdi ben ne dedim? Şöyle:
-Gerçekten mi? (inanamama durumunda, şaşkın)
-Gerçekten mi? (hadi be anlamında, yemezler anlamında)
Ya da...
-Eminim. (hıı, ben de inan(ma)dım, külahıma anlat anlamında)
-Eminim. (Gerçekten emin olma durumu var bir de. Bunu daha az kullanıyoruz.)
(Not: "Aman çok zekisin" gibi kinayeli-alaycı-sarkastik denen şeylerden bahsetmiyorum. Onlar her dilde var. Bu başka bir şey.)
Şimdi ben ne dedim? Şöyle:
-Gerçekten mi? (inanamama durumunda, şaşkın)
-Gerçekten mi? (hadi be anlamında, yemezler anlamında)
Ya da...
-Eminim. (hıı, ben de inan(ma)dım, külahıma anlat anlamında)
-Eminim. (Gerçekten emin olma durumu var bir de. Bunu daha az kullanıyoruz.)
(Not: "Aman çok zekisin" gibi kinayeli-alaycı-sarkastik denen şeylerden bahsetmiyorum. Onlar her dilde var. Bu başka bir şey.)
Su
Maps: Sular yok ve yemekleri nasıl yaptığını bilmiyorum teyze. Yine de sana güvendiğim için hepsini yedim. Eline sağlık...
Teyze: Su gerekmiyordu ki yaptığım yemekler için.
Maps: ELİNİ YIKAMAK İÇİN DE Mİ GEREKMİYORDU HEAĞ?!
Anne kopar.
Teyze: Su gerekmiyordu ki yaptığım yemekler için.
Maps: ELİNİ YIKAMAK İÇİN DE Mİ GEREKMİYORDU HEAĞ?!
Anne kopar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)